YAŞAM

Şaşırtıcı Hindistan





Merve Sena KILIÇ


Hindistan’ın ülke tanıtımı için uluslararası platformlarda kullandığı reklam mottosu “Incredible India” yani şaşırtıcı Hindistan.
Gerçekten de öyle! Şimdiye kadar her anlamda aklıma hayalime gelmeyen şeyleri orada tecrübe ettim. Çoğu insan şehrin pisliğinden, yemeklerin kokusundan, yaşam alanı düzensizliklerinden dem vurup gitmeyi göze alamıyor. İşte en heyecan verici yer tam da burası ya! Kesinlikle gitmeye değer. Zaten her yolculuk bir risk taşır. Bu riski aldığınız sürece gittiğiniz yerler size açılır ve siz başka bir insan olma yoluna doğru evrilirsiniz. Nüfusun yaklaşık 3 milyarı bulduğu bir ülke düşünün. Kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı bambaşka yaşam kültürüne, yemek alışkanlıklarına, gündelik hayat şekillerine, dini yasam tecrübelerine sahip. Mesela güney tarafı çoğunlukla Katolik Hıristiyan ama Kuzey’de Hinduizm hakim. Kuzey’de karmaşa var ama güney daha sakin. Hindistan’ı ne kadar yazdım deseniz de eksik kalırsınız çünkü çok geniş bir coğrafya. Gelin şimdi bu geniş coğrafyaya kısa bir tur yapalım.

New - Delhi, Hindistan’ın başkenti ve üçüncü büyük şehri. Burası aslında Old (Eski) Delhi ve New (Yeni) Delhi olarak iki parçadan oluşuyor. Old Delhi, 12. ve 19. yüzyıllarda Hindistan’da Müslümanlar’ın hakim olduğu dönemde devlet merkeziymiş. New - Delhi ise 1911 yılında İngiliz’ler tarafından inşa edilmiş. Delhi, tarihi boyunca birçok kez işgale uğramış. 14. yüzyılda Timurlenk ve 1739’da Pers kralı Nadir Şah şehri yağmalamış, ünlü Kuh-i Nur (Nur Dağı) elması ile kendi krallık tacını süslemiş. İngilizler kenti 1803 yılında ele geçirmiş, fakat 1857’de bile Delhi, İngilizlere karşı direnişin merkezi olmuş. Ülkenin bölünmesinden önce, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ve Urdu dili konuşulan şehirde bölünmenin ardından çoğunluk Sikhler’e ve Hindular’a geçmiş.

1 numaralı resim Foto alti yazı –renkli kadınlar camii içinde
Jama Masjid Hindistan’ın en büyük Camii ve Şah Cihan’ın mimarlık alanındaki en büyük eseri. 1658’de Taç Mahal’in mimari tarafından yapılmış. İçerde ibadet yeri olarak açık alan var sadece. Yani iç mescit bulunmuyor. 25 bin kişinin namaz kılabileceği bir avlusu, üç büyük giriş kapısı, dört kulesi ve 40 metre yüksekliğindeki iki minaresi var.



TAÇ MAHAL (2-3--7 numaralı resim)
Bu ünlü Moğol anıtı, İmparator Şah Cihan’ın karısı Mümtaz Mahal’ın (Ercümend Banu) anısına yaptırdığı bir anıt mezar. Ercümend Banu, güzelliği, zekası, iyilik severliği ile bütün imparatorluğun gönlünü fethetmiş, en seçkin sultan imiş. Bu vasfından dolayı Mümtaz Mahal diye anılıyormuş. Şah Cihan, ona henüz 16 yaşındayken aşık olmuş, evlenmek için 5 yıl beklemiş. 17 yıl evli kaldığı imparatora 14. çocuğunu doğururken ölür (Çocuk doğururken ölen kadınların kutsal olduğuna inanılır) ve Şah Cihan’ı dayanılmaz acılar içine sürükler. İmparator, bu acı kayıptan sonra 2 yıl süreyle yas tutar ve çok sade bir hayat sürmeye başlar. Şah Cihan, eşine olan sevgisinin büyüklüğünü bütün dünyaya kanıtlamak için bu anıt mezarı yaptırmaya karar verir. Taç Mahal 21 yılda tamamlanmış.

Kutu kutu - 6 numaralı resim)
Yapımında 20 bin işçi çalışmış. Planını İstanbullu Mehmed İsa Efendi, kubbeyi İstanbullu mimar İsmail Efendi yapmış, duvarlardaki şahane yazıları yine İstanbullu hattat Serdar Efendi yazmış.
Kapı giriş detay koy –beyaz sütun üzerinde kuran yazılı kapı girişi
Taç Mahal’in kapısının çevresine Hattat İsmail Efendi Yasin Suresinin tamamı işlemiş. Yüz binlerce akik, sedef, firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta, 50 tane de çok büyük inci var. Türbenin yapımı için 47 milyon altın lira harcanmış. Bir kıyas: İstanbul'daki muhteşem Süleymaniye Camii için bile 19 milyon altın lira harcanmış.

4 numaralı resim)
Taç Mahal’in girişinde ciddi bir kuyruk oluyor. Yerliye 500 IN Rupi (yaklaşık 30 TL) turiste 1000 IN Rupi. Evet her yer pis ve kokuyor ama her gezdiğimiz tarihi yerin içi çok temizdi. Mesela Taç Mahal’in 1 km uzağına yaklaşabiliyorsunuz sonrasında şehir içi ulaşımda kullanılan Riksalarla heyecanlı bir yolculuğa adım atmak zorundasınız. Sürücüler hızlı ve öfkeli, neredeyse her aracın arkasında “korna bas” yazısı var, trafik lambası yok. Sokak yemeklerine sarmazsanız ve musluk suyu kullanmazsanız işiniz kolay. Pazarlık yapmak işin raconu, 3’te bir fiyatına alışveriş yaparsınız. Dayanılmaz değil hiçbir şey. İlber Hoca’yı dinleyin, hemen evlenmeyin dünyayı gezin!...


Kutu
AGRA KALESİ VE HÜZÜNLÜ HİKAYESİ (8 NUMARALI RESİM)

Taç Mahal için anlatılagelen inanılması güç başka bir hikâyesi ise şöyle: Şah Cihan, burayı bitirdikten sonra kendi mezarı olarak ikinci bir anıt daha yaptırmayı düşünüyormuş. İkinci Taç Mahal şimdikinin tersine tamamen siyah mermerle işlenecekmiş. Şah Cihan, bu rüyasını gerçekleştiremeden oğlu Âlemgir tarafından tahttan indirilmiş, hayatının geri kalan kısmını bu gördüğünüz Agra kalesinde nehrin öbür yakasında Taç Mahal’i seyrederek geçirmiş, ölünce de karısının yanında Taç Mahal’e defnedilmiş.


9 NUMARALI RESİM

Hinduizm mezheplerinin başlıca akımları Saivizm, Saktizm, Visnaizm ve Smartizm. Burası bir Visnaizm tapınağı. Visnavitler (Vişnu mezhebi mensupları) Vişnu'yu (veya Krişna ya da rama) en yüce Tanrı diğer Tanrıları ise ikincil olarak görürler. En önemli amaç Tanrı'ya ibadet etmekmiş. (Bhakti-Yoga) İman birinci planda. Vaishnava'lar, yaygın olarak, Vishnu'nun avatarı olan veya Tanrı'nın bizzat kendi formu kabul edilen Krişna'ya ibadet ederler. Müritler genellikle safran rengi giysiler giyer, vejetaryenlik ve bekaret yemini ederler.

Hindistan’da kast sistemi hala işliyor. Yok bitti yalan deseler inanmayın. İnsanlar sınıflara ayrılıyor; Brahmanlar: Rahipler ve Bilginler (en üst sınıf), Kşatriyalar: Prensler ve Askerler, Vaisyalar: Esnaflar ve Çiftçiler, Sudralar: İşçiler ve Köleler, bir de kast sistemine dahil olmayan Paryalar vardır. En kötü ve zor koşullu işleri Paryalara yaptırıyorlar ve sürekli olarak herkesin aşağılamalarına ve hor görmelerine katlanmaları gerekiyor.


KORKUSUZ SAVAŞÇILAR (10 -11 – 5 numaralı resim
Kendisinden önceki yöneticilerin Moğollarla iyi ilişkileri olmasına rağmen Maharaja (Mihrace) 1727 yılında Moğolların zayıfladıklarını anlayınca bugünkü Amber yakınlarındaki kalesinden ovaya inmeyi ve burada bir şehir kurmayı düşünür. Bu şehir, eski Hint yazıtlarında görülen altı köşeli geometrik desenlerden biri olan Shilpa - Shastra biçiminde yapılmış. Pembe renkli taşlardan yapılmış olması nedeniyle ‘Pink City’ olarak da bilinir. Rajasthan bölgesinin en büyük şehri Jaipur. Rajasthan “krallar şehri” manasına geliyor. Maha-Raja büyük kral, Maha-Rani ise büyük kraliçe demek. Jaipur ismi ise “Jai’nin şehri” anlamına geliyor.

Jaipur inşa edilmeden önce Mihrace’nin yerleşim yeriymiş. Bu kale 15.yy’da Ekber’in ordusundaki bir komutan tarafından yapılmış. Daha sonra Jai Singh tarafından tamamlanmış. Kale oldukça yüksek kayaların üzerine kondurulmuş gibi. Saraydaki sayısız teraslardan bakıldığında aşağıda Jaipur şehri gözükmektedir. Kale, Rajput dönemi sanatının en ilginç örneklerini içeriyor.

HALA ORDUDA GÖREVDELER
Rivayete göre; “Savaşta hiç ümitleri kalmayınca; kadınlar ve çocuklar “Jauhar” denilen bir geleneğe göre ateşe atlayarak intihar ederlermiş. Bu sırada erkekler de safran rengi elbiseler giyip, kararlılıkla kesin ölüme doğru ilerlerlermiş. Rajput’ların sergilediği bu davranışlar zamanla “Rajput’lara yalnızca çok üstün kuvvetlerin saldırdığı” inancını doğurmuş. ”Kralın Oğlu" anlamına gelen Rajput savaşçıları bugün hâlâ Hint ordusunda görev alan bir birlik. Yani Vikingsler yani Samuraylar. Bir zamanlar Hindistan'ın batı sınırında yer alan Rajasthan'dan gelen bu savaşçılar, Hindistan'ı gelecek bir dış tehdit karşısında ilk savunacak olan topluluktu ve bu nedenle sürekli savaş eğitimi alıyorlardı.

12 numaralı resim)
Maymunlar tapınağı Hinduların hacı oldukları yerlerden biri. Tepeden akan suyun kutsal olduğuna inanıyorlar. Yeni evliler evlerine bereket olsun kötü ruhlar onları terk etsin diye giriyorlar. Ellerindeki çiçek bir adak. İnandıklarına göre aziz Galav bir süre burada yaşamış daha doğrusu burada cezalandırılmış. Krishna okulu var, genç yaşta çocuklar burada eğitim almaya başlıyorlar.

FATEHPUR SİKRİ YANİ HAYALET ŞEHİR (13-14 numaralı resi)
1570’lerde imparator Ekber zamanında Moğol hükümdarlığının başkentiymiş. Bu şehrin kuruluşu hakkında anlatılanlar için buyrun bakalım: İmparator Ekber Şah, Sikri adlı bu şehirde ermiş Selim Chisti’yi ziyarete gelir. Erkek çocuğu olmadığından ve tahtı bırakacak varisi bulunmadığından yakınır. Daha sonra Ermiş Chisti, ona bir oğlu olacağı müjdesini verir. İmparator, doğan üç oğlundan birine Ermiş’in ismi olan Selim ismini koyar. Türk eşi Rukiyye Begüm, Goali Myriam ve Hindu esi Jodha (yani ona ilk oğlan çocuk veren) Daha sonra yeni, düzenli, planlı bir şehir kurar ve başkenti buraya taşıyarak Fatehpur Sikri adını verir. Fakat kısa süre sonra su yetersizliği nedeniyle buradan göç edilir. Bu yüzden adı hayalet şehir.

TİCARET ŞEHRİ KERALA
Kerala’nın tarihi MÖ 1. yüzyıla kadar gidiyor. Bu dönemde tarihî Baharat Yolu oluşmadan önce gemilerle baharat ticareti yapılmaya başlanır. Yunanlı ve Romalı gemiciler Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşma pahasına buralara gelir. Kerala’ya gelen ticaret gemileri arasında Mısırlılar, Çinliler ve hatta Babilliler bile var.


(15 -16 - 21numaralı resim)
Koçhi limanı Hindistan’ın en büyük limanı. Bu limanda bulunan Çin tipi balık ağları Kochi’nin sembolü haline gelmiş. Balıkçılar, Vembanad gölünün denize açıldığı noktada halen bu ağlarla balık tutmaya devam ediyor. Çin tipi balık ağları geleneğinin 1350 - 1450 arasında Kubilay Han döneminde tüccarlar tarafından bölgeye getirildiği tahmin ediliyor. Ağlarda tik ağaçları ve bambu çubukları kullanılıyor.


SABARİMALA’DA HACI OLUYORLAR
Kerala’da çok önemli bir yerel inanış varmış. Shiva ile Vishnu’nun birleşmesinden ortaya çıkmış bir tanrı formu olan Ayappa, bu bölgede çok tanınmış bir tanrı.
Ayappa’ya adanmış olan ünlü Sabarimala Tapınağı, halen Kerala’nın vahşi ormanlarının içinde ve ulaşılması güç bir yerde bulunuyor. Tapınağa gitmeden önce Erumeli denilen yerde bulunan küçük bir camiyi ziyaret etmek de buradaki ritüelin bir parçası olmuş. Her yıl Aralık ve Ocak aylarında yapılan festivallere gelen hacılar bu tapınağa iki ayrı yoldan gidebiliyorlar. Festival zamanlarında tapınağa 2 günde erişilebildiğini de belirtelim. Burada amaç, bu hac ziyaretini gerçek anlamda fedakarlık koşullarında gerçekleştirmek. Her ziyaretçi, kendi içeceği suyu ve yiyeceği yemeği yanında taşımak zorunda. Tapınağa kadınların girmesi yasak, sadece buluğ çağına ermemiş kız çocuklarına ve yaşlı olmak şartıyla kadınlara izin var. Bunun dışında her yaştan erkek, üstleri çıplak, siyah etekleriyle tapınağı dolduruyor. Hacılar burada alkol ve seksten uzak, tamamen vejetaryen beslenerek 41 gün kalıyor. Tapınağa ulaşmak ve ayrılmak için de 4 gün geçiyor. Hac zamanı buraya gelen insan sayısının bir milyonu geçtiği söyleniyor.

Çamaşır yıkayan kadın (17 numaralı resim
Kerala eyaletinin çok ilginç bir özelliği de burada Hindistan Komünist Partisinin seçimleri daima kazanıyor olması. Kerala’da okuma yazma oranının % 90’ların üzerinde olduğu ve günlük gazetelerin çok sattığı bilinen bir gerçek. Hindistan’ın demokrasiye geçtiği 1946 yılından beri Kerala’da seçimleri her zaman Hindistan Komünist Partisi kazanmış.


18-19-20 NUMARALI RESİM
Baharatlar
Dünyada en pahalı baharatı Oud ve safran. İkinci sırada Vanilya geliyor. Baharatın kralı Karabiber, kraliçesi de Kakuleymiş. Dünyadaki en iyi karabiber Malabar’da yetişiyor. 4 çeşit karabiber var, en güçlü olanı beyaz karabiber.

Hindistan’da 14 çeşit muz yetişiyormuş. Ve dünyada çok çeşitli bildiğimiz kahvenin sadece 2 çeşidi var. Biri daha kavrulmamış olan Robusta. En güçlü aromalı. Diğeri çoğumuzun da bildiği Arabica. Ağacı ve yaprağı küçük ama meyvesi büyük. Yine Kakule’nin totalde yüzde 75 ‘i Hindistan’dan çıkıyormuş. Zencefil toprak altında 9 ayda büyüyormuş.

Çay bahçeleri
Munnar, Hindistan Kerela’da 1760’lara kadar orman olarak anılan daha sonra ise Avrupa’dan gelen Wellington Dükü tarafından gönderilen çay tohumlarının ekilmesiyle yıllar sonra orman olmaktan çıkıp bir çay bahçesi haline gelmiş bir yer. 8000 feet yani yaklaşık 2,400 metrelik rakımıyla aynı zamanda en yüksek organik çay bahçesi ünvanlına da sahip. Burada 2 milyon metrekarelik bir araziye yayılan çay bahçeleri var.

Dünya'da 2008 yılında 3.833 milyon ton çay üretilirken 1.257 milyon tonla Çin ilk sırayı alırken Hindistan 805 bin tonla hemen ardından geliyor. Onu da 345 bin tonla Kenya, 318 bin tonla Sri Lanka ve 198 bin tonla Türkiye izliyor.


Paylaş